Avrupa'da sıklaşan ve şiddetlenen sel olayları, kentlerin dayanıklılık kapasitesini test ediyor. Altyapının yetersiz olduğu bölgelerde yaşayan topluluklar, afetler karşısında en kırılgan kesimler olarak öne çıkıyor. Bu risk ortamı, toplumsal sınıflar arası fırsat ve kaynak farklarını daha belirgin kılıyor.
Eşitsizlikler, konut kalitesi, sigorta olanakları ve tahliye imkanları gibi birçok unsurda kendini gösteriyor. Özellikle düşük gelirli bölgelerde yaşayanların felaket sonrası toparlanma süreçlerine erişimleri sınırlı kalabiliyor. Diğer yanda, daha iyi koşullara sahip bireyler için kamu ve özel destekler çok daha hızlı devreye girebiliyor.
Uzmanlar, planlama ve afet yönetiminde bu eşitsizliklerin mutlaka dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Gözlemler, sel yönetimi politikalarının toplumsal dengesizlikleri derinleştirmemesi için bütüncül stratejilere ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
