Bulgaristan’da özellikle Sliven bölgesindeki şeftali üreticileri, küresel tarım piyasalarındaki dalgalanmaların ve yapısal sorunların yarattığı baskıyla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Üretim maliyetleri son yıllarda neredeyse %30 oranında artarken, şeftali alım fiyatları yerinde sayıyor; işleyici firmalar, kilo başına yalnızca 37 euro cent gibi son derece düşük bir rakam öneriyor. Bu fiyat düzeyi, gübre, yakıt, tarım ilacı ve işçi maliyetlerinin güncel seviyesiyle karşılaştırıldığında tarımla geçimini sağlayan çiftçiler için ciddi bir tehdit teşkil ediyor. Üretim artık kârlı olmaktan çıkınca bahçeleri söküp alternatif ürünlere veya tamamen farklı sektörlere yönelme düşüncesi genel bir tablo halini alıyor.

Sorunun odağında Bulgaristan’daki devlet desteklerinin uzun süredir sabit kalması, tarım politikalarının değişen ekonomik gerçekleri yakalamakta yetersiz kalması ve çiftçilerin uluslararası rekabet karşısında korumasız bırakılması var. Avrupa’nın birçok ülkesindeki üreticiler, güçlü kooperatiflerin sağladığı pazarlama ve fiyat garantisiyle piyasada ayakta kalabiliyor. Oysa Bulgaristan’da üreticiler, dağınık ve zayıf kooperatif yapılarına mahkûm, pazara erişimde ve fiyat belirlemede büyük dezavantaja sahip. Yunanistan, bölgesel şeftali piyasasında üretim kapasitesi, güçlü kooperatifler ve ihracata yönelik politikalarıyla oyunun kurallarını belirliyor. Bulgaristan her yıl binlerce ton şeftaliyi işlemek için Yunanistan’dan ithal ediyorsa, ülke içinde üretimin sürdürülebilirliği ve rekabet gücü üzerine ciddi soru işaretleri var demektir.

Diğer yandan işleyiciler fiyatların uluslararası piyasa koşulları doğrultusunda şekillendiğini ve üreticilerin kalite ve verimlilikle fark yaratabileceklerini savunuyor. Ancak bu yaklaşım, devlet desteği veya ciddi ölçek ekonomisi olmayan bir ülkede üreticinin omuzuna tüm yükü yıkmak anlamına geliyor. Tarımda uzun vadeli ayakta kalabilmenin yolu, yalnızca bireysel verim arttırmak değil, aynı zamanda üretici birlikleri, devlet teşvikleri ve etkili pazarlama kanalları ile yapısal güce kavuşmaktan geçiyor. Bunun eksikliği, üreticiyi bahçelerini sökmek zorunda bırakıyor ve bölgenin tarımsal geleceğini tehdit ediyor.

Mevcut durumda Bulgaristan’da şeftali üreticisinin önündeki seçenekler iyimser değil. Sadece bu yıl değil, önümüzdeki yıllarda da faaliyetin sürdürülebilirliği belirsiz. Uzun vadede, girdi maliyetlerindeki artışa karşı desteklerin yeniden düzenlenmemesi, kooperatiflerin güçlendirilmemesi ve çiftçinin pazarlık gücünün artırılmaması halinde, yalnızca şeftali değil, diğer meyve ve sebze üretiminde de benzer bir çöküş kaçınılmaz hale gelebilir. Bölge ekonomisindeki yüzlerce çiftçi ailesinin ve ülkenin tarımsal çeşitliliğinin kaderi, politika yapıcıların ve sektör aktörlerinin ortak bir vizyon oluşturup oluşturamayacağına bağlı.